Kullanıcı Değerlemesi:  / 10
Kötüİyi 

 Alevi Deyişleri

Eğer benim âh-u zarım sorarsan,

Allâh bir, Muhammed, Ali sevdiğim.

Bu cihanda külli varım sorarsan,

Allâh bir, Muhammed, Ali sevdiğim.

 

A sevdiğim sensiz bir an olamam.

Şâd olup da sensiz bir dem gülemem.

Senden özge bir yardımcı bilemem.

Allâh bir, Muhammed, Ali sevdiğim.

 

Derdin bana yeter, derman istemem.

Hükmün yeter, aslâ ferman istemem.

Göster dîdârını gılman istemem.

Allâh bir, Muhammed, Ali sevdiğim.

 

Sensin âşıkların dîni, îmânı,

Müminlerin can içinde hem cânı.

Duvazda okurum Oniki İmâm'ı.

Allâh bir, Muhammed, Ali sevdiğim.

 

Pir Mehmed'im eder hazar isterim.

Mürşidimden himmet, nazar isterim.

Malım dökmekliğe pazar isterim.

Allâh bir, Muhammed, Ali sevdiğim.

 

 

-----------------------------------------

 

Mürşide varmağa talib olursan

İbtida insandan rehber isterler

Verdiğin ikrara doğru gelirsen

Aht ile peymandan rehber isterler

 

Mürşidin nazarı müşkülü seçer

Kâmil olan rehber Sıratı geçer

Can kuşu kafesten akıbet uçar

Tenden uçan candan rehber isterler

 

Mürşidin var ise olursun insan

Mürşidin yok ise kalırsın hayvan

Arasat gününde kurulur mizan

Açılan mizandan rehber isterler

 

Muhammed Ali’nin nurun görmeğe

On iki İmamların yolun sormağa

Erenlerin divanında durmağa

On iki erkândan rehber isterler

 

Şah-ı Merdan bir yol kurmuş kuluna

Yola giden rehberinden biline

Gitmek ister isen mü’min yoluna

Din ile imandan rehber isterler

 

Marifet babına girmek dilersen

Hakikat güllerin dermek dilersen

Erenler sırrına ermek dilersen

Ahd ile peymandan rehber isterler

 

Teslim Abdal söyler bu hikâyeti

Nefsini bilmektir gücün gayreti

Yirmi dokuz huruf yedi ayeti

Bilmeye insandan rehber isterler

 

-----------------------------------------

 

Canım kurban olsun senin yoluna.

Adı güzel, kendi güzel Muhammed.

Söylenirsin cümle âlem dilinde.

Adı güzel, kendi güzel Muhammed.

 

Terâzinin bir ucunda Haydar oturur.

Yanı sıra cümle ümmet yetirir.

Elinde de yeşil sancak getirir.

Adı güzel, kendi güzel Muhammed.

 

Mümin olanların çoktur cefâsı,

Âhirette olur zevki sefâsı.

Onsekizbin âlemin mustafâsı,

Adı güzel kendi güzel Muhammed.

 

Sen bir Peygambersin şeksiz, gümansız.

Sana inanmayan dinsiz, îmansız.

Teslim Abdal neyler dünyayı sensiz.

Adı güzel, kendi güzel Muhammed.

 

 

-----------------------------------------

 

Neyleyim dünyayı, şanı, şöhreti.

Âh Hüseyin deyü ağlar gezerim.

Aldı beni İmamların firkati.

Ah Hüseyin deyü ağlar gezerim.

 

Matem aylarında artar firakım.

Âh-u nâlan etmek benim merakım.

Nâr-ı iştiyaktan yanar yüreğim.

Ah Hüseyin deyü ağlar gezerim.

 

Zârım işitenler kaldılar ta'na,

Dediler teselli gerektir sana.

Yüz bin öğüt versen kâr etmez bana.

Ah Hüseyin deyü ağlar gezerim.

 

Cihan benim olsa şâd olup gülmem,

Dest uzatıp çeşm-i giryânım silmem.

Çilekeş dervişim sefâyı bilmem.

Ah Hüseyin deyü ağlar gezerim.

 

Firdevs bahçesinin kırmızı gülü,

Ben âşığım, oldum O'nun bülbülü,

Görünür gözüme Kerbelâ çölü,

Ah Hüseyin deyü ağlar gezerim.

 

Gönül murgu seyrangâha çıktıkça,

Kerbelâ'dan şehitlere baktıkça,

Ilgıt, ılgıt al kanları aktıkça,

Ah Hüseyin deyü ağlar gezerim.

 

Arş-ı semâvâtta gördüm nûrunu,

Aşkına düşenler verir varını.

Ali oğlu, Muhammed'in torunu,

Âh Hüseyin deyü ağlar gezerim.

 

Fedâyi dervişim derdi veremdir.

Cihanda kâm ehli olanlar kimdir?

Geceyle, gündüzüm derd ile gamdır.

Ah Hüseyin deyü ağlar gezerim.

 

-----------------------------------------

 

Mâh-ı Muharrem'de mümin olanlar,

Âh Hüseyin deyu zâr eder ağlar.

Yasın çekip bahr-ı ummâna dalanlar,

Ah Hüseyin deyu zâr eder ağlar.

 

Âşığ-ı şeydâlar figana başlar.

Zâr eder iniler dağlarla taşlar.

Deryada balıklar, havada kuşlar,

Ah Hüseyin deyu zâr eder ağlar.

 

Yedi iklim, kevn-i mekan dört köşe,

Cümle âlem taaccuptur bu işe.

Deryalar mevc vurup gelir hurûşa,

Âh Hüseyin deyu zâr eder ağlar.

 

Fedâyî'nin başı Hünkâra bağlı,

Kerbelâ nârından ciğeri dağlı.

Muhammed'in torunu, Ali'nin oğlu.

Âh Hüseyin deyu zâr eder ağlar.

 

 Şah Hatayi’den deyişler:

 

Gönül ne gezersin seyran yerinde

Âlemde her şeyin var olmayınca

Olura olmaza dost deyip gezme

Bir ahdine bütün yâr olmayınca

 

Yürü sôfi yürü, yolundan azma

Elin gıybetine kuyular kazma

Varıp her dükkânda metaın çözme

Yanında mürşidin var olmayınca

 

Kalktı havalandı gönlümün kuşu

Kavga, gıybet etmek kötünün işi

Üstadın tanımaz bunda her kişi

Anın kim mürşidi er olmayınca

 

Varıp bir kötüye sen olma nöker

Çarhına değer de dolunu döker

Ne Hüdâ’dan korkar, ne hicap çeker

Bir kötüde namus; âr olmayınca

 

Şah Hatayi ’m edem bu sırrı beyan

Kâmil midir cahil sözüne uyan

Bir baştan ağlamak ömredir ziyan

İki baştan muhip yâr olmayınca

 

-----------------------------------------

 

Gel tâlip Pîr’den rızâsız yürüme

Sakın seni üstadın kabul eylemez

Farkla dur, otur, mîzanla yürü

Sakın Sultân kapıda kul eylemez.

 

Bu yol tâ ezelden Kaalû Belî’dir

Benliğinden geçen Hakk’ın kuludur

ŞAH HATÂYÎ cümlemizin halidir

Vefâsından cefâsın bol eylemez.

 

-----------------------------------------

 

Dün-ü gün isteğim budur Hüdâ’dan

Mürşidimden gayrı nem var benim de

Dâima ayırma beni izinden

Mürşidimden gayrı nem var benim de

 

Mürşide hile olmaz doğru gelinür

Yalanın bünyadı yoktur, delinür

Her ne ister isen anda bulunur

Mürşidimden gayrı nem var benim de

 

Yedi yerde İmam Câfer makamı

Verdiler elime çün ezkârımı

Nakd elinde Şeyh Safî’nin makamı

Mürşidimden gayrı nem var benim de

 

Muhammed Ali’in doğru erkânı

Mürşidine var ki göresin seni

Mürşidin gemidir, tâlip yelkeni

Mürşidimden gayrı nem var benim de

 

Bu sözü söyleyen Sultan Hatayi

Hatayi ‘den gayrı kim var gedâyî

Salarım üstüne bin bir kazayı

Mürşidimden gayrı nem var benim de

 

-----------------------------------------

 

Gönül ne durursun sen varsana

Mürşid-i kâmile varmayınca olmaz

Varıp eşiğine yüzün sürsene

Mürşid-i kâmile varmayınca olmaz

 

Mürşidin arayan gitti arayı

Arayanlar buldu derde çareyi

Yüzbin okur ise akda karayı

Mürşid-i kâmile varmayınca olmaz

 

Bu dünyada durdukça eğer dursan da

On dünya dolusu kitap görsen de

Her harfine binbir mana versen de

Mürşid-i kâmile varmayınca olmaz

 

Halil yaptı Kâbe’yi oldu delil

Farz oldu varmayanlar oldu melil

Muhammed’e rehber oldu Cebrail

Mürşid-i kâmile varmayınca olmaz

 

Hatayi sözün manisin ver dedi

Yar ile ettiğin ahde dur dedi

Cebrail, Musa’ya Hızır’a var dedi

Mürşid-i kâmile varmayınca olmaz

 

-----------------------------------------

 

Aşık Veysel'in Son Şiiri

Aşık Veysel'in Son Şiiri Yazdır

Aşık Veysel'in Son Şiiri

 

Selam saygı hepinize

Gelmez yola gidiyorum

Ne şehire ne de köye

Gelmez yola gidiyorum

 

Gemi bekliyor limanda

Gideceğim bir ummanda

Gözüm kalmadı cihanda

Gelmez yola gidiyorum

 

Esim dostum yavrularım

İşte benim sonbaharım

Veysel karanlık yollarım

Gelmez yola gidiyorum

 

-----------------------------------------

 

Aşık Noksani Baba’dan deyişler:

Aşık Noksani Yazdır

Ben mürşidim diyen noksâna gelsin

Mürşid kimdir, onun nişânı nedir?

Evliyâ buyruğun okuyup bilsin

Yetmiş üç farzı var, beyânı nedir?

 

Dört kapı, kırk makam, oniki erkân

Onyedi tarîki eylesin beyan

Talibin gönlünde koymasın güman

Bildirsin cân içre cânanı nedir?

 

Kâmil mürşid herbir müşkili seçer

Ona teslim olan Kevser’den içer

Tâlibin yetmiş bin hicâbın açar

Gösterir cenneti, nirânı nedir?

 

Bu mânayı bilen mürşid tamamdır

Ameli olursa, Oniki İmamdır

Kalbi Beyt-i Hüdâ, şâh-ı âlemdir

Yedi bahir içre ummânı nedir?

 

Bu sırra ermeyen mürşid olamaz

Hırsı nefse uyan, özün bilemez

Tamah için gezen, Hakk’ı bulamaz

Ne bilsin, ikrârı, îmanı nedir?

 

Har nerdedir bilmez, yalanı söyler

Evlâddan’ım deyip, yalan söyler

Gerkes gibi her bir cîfeye konar

Tanımaz yahşiyi, yamânı nedir?

 

Bu üç sıfatta bulunanlar mattır

Nefsine kul olan, şeytan-sıfattır

Gıybet-bûhtan eder, sanır âyettir

Ak üzre farketmez karayı, nedir?

 

Noksani aç gözün mürşidi tanı

Bâtının görünce teslim et canı

Bir kapıya bend-ol, öğren irfânı

Göresin küfr-içre îmanı nedir?

 

-----------------------------------------

 

Derde düştüm bi nihayet Ya Ali senden medet

Umarız senden inayet Ya Ali senden medet

Cürmümüz yazmaktan aciz kiramen katibin

Fatime Hatice Hakkı affet Ya Ali senden medet

 

Zatı paki hürmetine tevbe kıldım ya rahim

Geç suçumdan kıl inayet Ya Ali senden medet

Şah Hasan Hulki Rıza hakkı ya rabbül gafur

Hüseyin aşkına rahmeyle Ya Ali senden medet

 

Çarde’i masumi pakten umarım lütfü ata

Zeynelin rahinde Hâk et, Ya Ali senden medet

Bakır’ı nuru hudadan gönlümüz rüşan kılıp

Cafer’i ilmin nasip eyle Ya Ali senden medet

 

Musayı Kazım Ali Musa Rızanın aşkına

İsterim eyle şefaat Ya Ali senden medet

Şah Cafer’i dergahında bi sevap şermende

Cürmünü affet temamet Ya Ali senden medet

 

Nakinin yüzü suyu için Askeri olup şefi

Mehdi’nin feth et vilayet ya Ya Ali senden medet

Noksani derdine düşüp kapına geldim hakim

Ve şifa eyle selamet Ya Ali senden medet

 

-----------------------------------------

 

Mürşidlik davasın kılan dede’ler

Mürşidlik meydanda erlik değil mi

Mürşid haktır hak mürşittir dediler

Mürşidler hak ile birlik değil mi

 

Mürşidin bağçesi güldür hâr olmaz

Mürşid olan kişi nefse yar olmaz

Mürşid bir sultandır eli dar olmaz

Mürşidlik bir geniş dirlik değil mi

 

Mürşidin kazanı kaynar taşar mı

Mürşidin şehrine kavga düşer mi

Mürşid dört özlüdür yoldan şaşar mı

Mürşidlik rehberlik pirlik değil mi

 

Mürşid gece gündüz virdinden şaşmaz

Mürşidin kabında çiğ lokma pişmez

Mürşid pehlivandır ayağa düşmez

Mürşidlik meydanda erlik değil mi

 

Katib’im mürşidden (okunamadı) tutarsın

Mürşidin sözüne hile katarsın

Mürşide hor bakma yere batarsın

Mürşidi görmemek körlük değil mi

 

-----------------------------------------

 

Dû cihanda derde derman sendedir.

Yetiş Allâh, yâ Muhammed, Yâ Ali.

Mümin, müslim bütün derd-ü gamdadır.

Yetiş Allâh, yâ Muhammed, Yâ Ali.

 

Ağlar gökyüzünde hem mâh-u mihri.

Feryat ile doldu iklim-ü dehri.

Şah İmam Hasan'a verdiler zehri.

Yetiş Allâh, yâ Muhammed, Yâ Ali.

 

Yezîdiler bir araya geldiler.

Ehl-i Beyt'i ara yere aldılar.

Şah İmam Hüseyin'e hamle kıldılar.

Yetiş Allâh, yâ Muhammed, Yâ Ali.

 

İmam Zeynülâbidîn'i bastılar.

Şühedânın başlarını kestiler.

Götürdüler bir de Şam'da astılar.

Yetiş Allâh, yâ Muhammed, Yâ Ali.

 

Tutmadılar Resûlullâh sözünü,

Esir ettiler gelin ile kızını,

Al-ü evlât Hakk'a tuttu yüzünü.

Yetiş Allâh, yâ Muhammed, Yâ Ali.

 

İmam Bâkır, İmam Cafer hakkı için,

İmam Mûsâ-i Kâzım, Rızâ hakkı için,

Şah Takî'yle, şah Nakî'nin hakkı için,

Yetiş Allâh, yâ Muhammed, Yâ Ali.

 

Askerî, Mehdî'dir ol sâhip zaman,

Gelince kurulur bir ulu dîvân.

Çağır ey İlhâmî zaman bu zaman,

Yetiş Allâh, yâ Muhammed, Yâ Ali.

 

-----------------------------------------

 

Sefil Ahmed’den bir deyiş:

Garip bülbül gibi figan edelim

Mehemmed Dede oğlu Pirimiz göçtü

Şu dünyanın ettiğini nidelim

 

Mehemmed Dede oğlu Pirimiz göçtü

Bu dünyadan o dünyaya yol oldu

Gözden akan kanlı yaşlar sel oldu

Hak emretti arştan ona gel oldu

 

Mehemmed Dede oğlu Pirimiz göçtü

Kadir Mevlam nur eylesin yurdunu

Zikredenler unutmayın virdini

Bize verdi ayrılığın tadını

 

Mehemmed Dede oğlu Pirimiz göçtü

Derman için geldim şimdi buraya

Tabip baksın sinemdeki yaraya

Bu hasretlik derler düştü araya

 

Mehemmed Dede oğlu Pirimiz göçtü

Bilmem akıllıyım bilmem deliyim

Efendim seni mahşerde bulayım

Şu fani dünyada neme güleyim

 

Mehemmed Dede oğlu Pirimiz göçtü

Talip olanlar da yasını çeksin

Tekkesinde misk-ü anberler koksun

Evlatları kadim postuna çıksın

 

Mehemmed Dede oğlu Pirimiz göçtü

Sefil Ahmed sayru dala konmayım

Ahdim olsun ikrarımdan dönmeyim

Nasıl ağlamayım nasıl yanmayım

Mehemmed Dede oğlu Pirimiz göçtü

 

-----------------------------------------

 

Çeke çeke ben bu dertten ölürüm.

Seversen Ali'yi değme yarama.

Ali'nin yoluna serim veririm.

Seversen Ali'yi değme yarama.

 

Ali'nin yarası yâr yarasıdır.

Buna merhem olmaz, dil yarasıdır.

Ali'yi sevmeyen Hakk'ın nesidir?.

Seversen Ali'yi değme yarama.

 

Ilgıt ılgıt oldu akıyor kanım.

Kem geldi didâra tâlihim benim.

Benim derdim bana yeter hey canım.

Seversen Ali'yi değme yarama.

 

Pir Sultan Abdal'ım deftere yazar.

Hilebaz yâr ile olur mu Pazar?

Pir merhem çalmazsa yaralar azar.

Seversen Ali'yi değme yarama.

 

-----------------------------------------

 

Hak nasip eylese dergâha varsam,

Bir dem divanında dursam yâ Ali.

Eğilsem dizine niyâz eylesem,

Yüzüm kademine sürsem yâ Ali.

 

Yüzüm kademine sürdüğüm zaman,

Zerrece gelmezdi gönlüme güman,

Şâhım düldülüne bindiğin zaman,

Önünce Kanber'in olsam yâ Ali.

 

Kanber gibi hizmetinde götürsen,

Bir dem ağlatıp, bir dem güldürsen,

Çekip Zülfikâr'ı beni öldürsen,

Elim eteğinden kesmem yâ Ali.

 

Keser miyim eteğinden elimi?

Kabul ettim Hak yolunda ölümü,

Doğru sürün erenlerin yolunu.

Mümin canlarından olsam yâ Ali.

 

Mümin olan neresinden bellidir?

Hakkı söyler nefesinden bellidir.

Erenler bağının gonca gülüdür.

Tomurcuk güllerin dersem yâ Ali.

 

Pir Sultan'ım beni mihman götürsen,

Götürsen de ayn-i cem'e yetirsen,

Dizini dizime vursan otursan,

Doyası yüzüne baksam yâ Ali.

 

-----------------------------------------

 

Her seher vaktinde cümbüşe geldim.

Dağlar yâ Muhammed, Ali çağırır.

Erenler meclisi bağ-ı gülistan.

Güller Yâ Muhammed, Ali çağırır.

 

Vird verilmiş gökyüzünde kuşlara.

Bak gözümden akan kanlı yaşlara.

Sular yüzün vurur taştan taşlara.

Çağlar yâ Muhammed, Ali çağırır.

 

Âşık olan gelir derdin üsteler.

Ona kâil olmaz kâmil ustalar.

Dertliler de gelir derman isterler.

Sağlar yâ Muhammed, Ali çağırır.

 

Pir Sultan Abdâl'ım çoktur âşığı.

Âşık olanların yanar ışığı.

İmam Hasan-Hüseyin'in beşiği.

Sallar yâ Muhammed, Ali çağırır.

 

-----------------------------------------

 

Ben dervişim dersin dava kılarsın

Hakk’ı zikretmeye dilin var mıdır

Kendini gör elde sen ne ararsın

Hâlâ hâl etmeğe hâlin var mıdır

 

Dertli olmayanlar derde yanar mı

Sâdık derviş ikrârından döner mi

Dertsiz bülbül gül dalına konar mı

Ben bülbülüm dersin gülün var mıdır

 

Bir gün balık gibi ağa sararlar

Mürşitten rehberden haber sorarlar

Tütsü yakıp köşe köşe ararlar

Ben arıyım dersin balın var mıdır

 

Mürşit huzurunda dâra durmağa

Dâra durup Hakk’a boyun vermeğe

Muhabbetten geçip hırka giymeğe

Çar pâreden derviş şalın var mıdır

 

Pir Sultan’ım senin derdin deşilmez

Derdi olmayanlar derde düş olmaz

Mürşitsiz rehbersiz yollar açılmaz

Mürşit eteğinde elin var mıdır

 

-----------------------------------------

 

Gönül ne durursun elden geldikçe

Yine bir mürşide varmadan olmaz

Aman mürvet deyü sen de yüzünü

Yine bir mürşide varmadan olmaz

 

Mürşidini bulur gezen arayı

Kırklar arasında bulur çâreyi

Ne kadar okursan aktan karayı

Yine bir mürşide varmadan olmaz

 

Bu dünyada sen çok yaşlar yaşarsın

Bilip dört kitabın dersin açarsın

Her harfine bin bir mânâ verirsin

Yine bir mürşide varmadan olmaz

 

Halil Kâbe yaptı oldu ya delil

Vardı varan kaldı varmayan melil

Muhammet’e rehber oldu Cebrail

Yine bir mürşide varmadan olmaz

 

Pir Sultan’ım bu durakta dur dedi

Hazret-i Muhammet Ali er dedi

Bunu bilmeyenin işi zor dedi

Yine bir mürşide varmadan olmaz

 

-----------------------------------------

 

Evvel baştan Muhammed'e salavât.

Gönül kalk gidelim Hüseyn'e doğru.

Ecel gelip ömür gülü solmadan,

Gönül kalk gidelim Hüseyn'e doğru.

 

Hasan-Hüseyin Ali'nin oğulları,

Şehitler yoluna giderler doğru.

İmam Zeynelâbâ Hüseyn'in oğlu,

Gönül kalk gidelim Hüseyn'e doğru.

 

İmâm-ı Bâkırdan vuralım demi,

Cafer-i Sâdık'tan aldım erkânı

İmam Mûsâ kaldır gönülden gamı,

Gönül kalk gidelim Hüseyn'e doğru.

 

İmam-ı Rızâ'dan olsun hidâyet,

Takî ile Nakî kılsın inâyet.

Ol Hasan Askerî şâh-ı vilâyet,

Gönül kalk gidelim Hüseyn'e doğru.

 

Pir Sultan Abdâl'ım söyledi heman,

Yezid'in kalbinden gitmedi güman.

Âhir nefesinde Oniki İmam,

Gönül kalk gidelim Hüseyn'e doğru.

 

-----------------------------------------

 

Mürşide varmağa talib olursan

İbtida insandan rehber isterler

Verdiğin ikrara doğru gelirsen

Aht ile peymandan rehber isterler

 

Mürşidin nazarı müşkülü seçer

Kâmil olan rehber Sıratı geçer

Can kuşu kafesten akıbet uçar

Tenden uçan candan rehber isterler

 

Mürşidin var ise olursun insan

Mürşidin yok ise kalırsın hayvan

Arasat gününde kurulur mizan

Açılan mizandan rehber isterler

 

Muhammed Ali’nin nurun görmeğe

On iki İmamların yolun sormağa

Erenlerin divanında durmağa

On iki erkândan rehber isterler

 

Şah-ı Merdan bir yol kurmuş kuluna

Yola giden rehberinden biline

Gitmek ister isen mü’min yoluna

Din ile imandan rehber isterler

 

Marifet babına girmek dilersen

Hakikat güllerin dermek dilersen

Erenler sırrına ermek dilersen

Ahd ile peymandan rehber isterler

 

Teslim Abdal söyler bu hikâyeti

Nefsini bilmektir gücün gayreti

Yirmi dokuz huruf yedi ayeti

Bilmeye insandan rehber isterler

 

-----------------------------------------

 

Canım kurban olsun senin yoluna.

Adı güzel, kendi güzel Muhammed.

Söylenirsin cümle âlem dilinde.

Adı güzel, kendi güzel Muhammed.

 

Terâzinin bir ucunda Haydar oturur.

Yanı sıra cümle ümmet yetirir.

Elinde de yeşil sancak getirir.

Adı güzel, kendi güzel Muhammed.

 

Mümin olanların çoktur cefâsı,

Âhirette olur zevki sefâsı.

Onsekizbin âlemin mustafâsı,

Adı güzel kendi güzel Muhammed.

 

Sen bir Peygambersin şeksiz, gümansız.

Sana inanmayan dinsiz, îmansız.

Teslim Abdal neyler dünyayı sensiz.

Adı güzel, kendi güzel Muhammed.

 

 

-----------------------------------------

 

Dergahına geldim niyaz eyledim.

Medet Allâh, Yâ Muhammed, Yâ Ali.

Aşkın kitabından avaz eyledim.

Medet Allâh, Yâ Muhammed, Yâ Ali.

 

Nideyim sefâyı, zevki dünyada,

Budur murâdımız ind-i Hudâ'da.

Yarın mahşer günü koyma cezâda,

Medet Allâh, Yâ Muhammed, Yâ Ali.

 

Niyazım var üstâdıma, pirime.

Salavât eylerim destigirime.

Katarından, dîdârından ayırma.

Medet Allâh, Yâ Muhammed, Yâ Ali.

 

Genc Abdal'ım özüm Hakk'a bağlarım.

Coşkun sular gibi akar çağlarım.

Eşiğine yüzüm sürer ağlarım.

Medet Allâh, Yâ Muhammed, Yâ Ali.

 

-----------------------------------------

 

Dostum Muhammed'dir hak habîbullâh,

Söylersen Muhammed, Ali'den söyle.

Cihâna geldiler sırr-ı sırrullâh,

Söylersen Muhammed, Ali'den söyle.

 

Hasan Muhammed'dir, Hüseyin Ali.

Şah İmam Zeynel'e demişiz belî.

Muhammed Bâkır'ı sevdik ezelî.

Söylersen Muhammed, Ali'den söyle.

 

Enbiyâ, evliyâ onlara âşık.

Verdiler ikrârı oldular tanık.

Hak mezhebi İmâm-ı Cafer-i Sâdık.

Söylersen Muhammed, Ali'den söyle.

 

Mûsâ-i Kâzım'dan kuruldu erkân.

Şah İmam Rızâ'dır pîr-i Horasan.

Takî ile Nakî mümine îmân.

Söylersen Muhammed, Ali'den söyle.

 

Hasanül Askerî server-i âlem,

Muhammed Mehdî'dir sâhibul kerem.

Genc Abdâl zikret dilinde her dem.

Söylersen Muhammed, Ali'den söyle.

 

-----------------------------------------

 

Ezel-i ezelden öteden beri

Sevdikçe sevesim geldi pîrimi

Çekerim cevrini andan ötürü

Sevdikçe severim geldi pîrimi

 

Sevdikçe severim ben anı çoktan

Sevdiğini Allah var eder yoktan

Geçerim varımdan ayrılmam Haktan

Sevdikçe sevesim geldi pîrimi

 

El ele el Hakka buyurdu Allah

İnandım Pîrime Allah eyvallah

Pirim Allah dostum Allah, hüvallah

Sevdikçe sevesim geldi pîrimi

 

Genc Abdal Sultan Şuca’ kuludur

Cennet bahçesinin gonca gülüdür

Pîrim nazar kıldı, sanma delidir

Sevdikçe sevesim geldi pîrimi

 

-----------------------------------------

 

Ey benim mürşidim nûr-i cemâlim

Pîrim cemâlini göresim geldi

Kaldır nikabını lütf eyle şâhım

Pîrim cemâlini göresim geldi

 

Bir ismin Ali’dir Hayder-i Kerrar

Hasen Hulk-i Rizâ ey zât-ı envar

Hüseyin şâhımdır mü’mine didar

Pîrim cemâlini göresim geldi

 

İmam Zeynel’abâ Muhammed Bâkır

Keremler kânıdır ol İmam Câ’fer

Nola bir kez hüsnün kâ’be’sin göster

Pîrim cemâlini göresim geldi

 

Kâzım Musâ, Takî, Nakî, Askerî

Muhammed Mehdî cümlenin bihteri

Murâdım isterem bilmezem gayrı

Pîrim cemâlim göresim geldi

 

Genc Abdal da güzel söyledi hâlin

Erenlerden almış feyz u kemâlin

Ey imamlar şâhı göster cemâlin

Pîrim cemâlini göresim geldi

 

  

Live visitor conversion tracking, Counter, Anti-spam, Heat map, SEO
Ankara escort İzmit escort Gaziantep escort Kuşadası escort İstanbul escort ankara escort Escort bayan İstanbul escort